Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Yükseköğretim Kurulu'na (YÖK) bu hafta gönderdiği yazıyla akademisyenlerin ve kamuda görev yapan memurların YouTube gibi sosyal medya platformları, internet siteleri ve mobil uygulamalar üzerinden içerik üreterek gelir elde etmesini yasakladı.
Karar sonrası binlerce akademisyen, YouTube kanallarını kapattığını duyurmaya başladı.
Bu kanallardan bazıları ücretsiz ders videolarından veya bilim-kültür tartışmalarının işlendiği programlardan oluşuyordu.
Karar, bazı basın mecralarında ve sosyal medyada "Akademisyenlere sosyal medya yasağı mı geldi?" sorusunu gündeme getirdi.
Ancak mevcut bilgiler ışığında akademisyenlerin sosyal medyada gönderi veya içerik paylaşmasının tamamen yasaklandığına dair bir ifade içermiyor.
Karadeniz Teknik Üniversitesi'nin genelge uyarınca yayımladığı duyuruda, akademisyenlerin içerik üretmesinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 28'inci maddesi kapsamında değerlendirileceği belirtildi.
Tüm bu süreç, YÖK'ün 17 Haziran'da Cumhurbaşkanlığı’ndan akademisyenlerin dijital mecralardaki faaliyetlerinin hukuki durumuna ilişkin görüş istemesiyle başladı.
Ardından Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı ağustos ayında konuyla ilgili bir değerlendirme hazırladı.
Bu değerlendirmeyi baz alan Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü de YÖK’e görüşünü iletti ve YÖK de üniversitelere bildirimde bulundu.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 28.
maddesi, "Ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı"nı düzenliyor.
Temel kural, devlet memurlarının memuriyetlerinin yanında ticari veya serbest meslek niteliğinde ikinci bir faaliyet yürütmelerini sınırlamak.
- Türk Ticaret Kanunu bakımından tacir veya esnaf sayılmalarını gerektirecek faaliyetlerde bulunamaz.
- Ticaret ve sanayi kuruluşlarında görev alamaz.
- Ticari mümessil veya ticari vekil olamaz.
- Kollektif şirkete ortak veya komandit şirkete komandite ortak olamaz.
- Mesleki/serbest meslek faaliyeti yürütmek amacıyla ofis, büro, muayenehane vb. açamaz.
- Gerçek kişilere veya özel hukuk tüzel kişilerine ait herhangi bir işyerinde çalışamaz.
- Vakıf üniversitelerinde çalışamaz.
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, akademisyenlerin dijital mecralardaki faaliyetlerden gelir elde etmesini "esnaflık" veya "ticari faaliyet" saymış oluyor.
YÖK'ün söz konusu bildirimi şu an için yalnızca devlet memurlarını kapsadığı için esasen devlet üniversitelerine gönderilmiş gibi görünüyor.
Euronews Türkçe'nin görüştüğü vakıf üniversitesi kadroları, kendilerine bu tür bir genelgenin gelmediğini belirtiyor.
Nitekim FluTV bünyesinde ve diğer YouTube kanallarında felsefe programları yapan Dr. Öğr.
Üyesi Tufan Kıymaz, kendilerine herhangi bir bildirim ulaşmadığını söyledi.
Bilkent Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde görev alan Kıymaz, Euronews Türkçe'ye yaptığı açıklamada, kendi yayınlarını sürdürmeyi düşündüğünü belirtti.
Akademisyenlere "içerik üretimi yasağı" konusunda en önemli tartışma başlıklarından biri ise bilim iletişiminin karardan nasıl etkileneceği.
Zira birçok akademisyen YouTube ve Instagram başta olmak üzere, sosyal medya mecralarında bilim iletişimi videoları yayımlıyor.
Oysa YÖK, geçen yıl üniversitelerde üretilen bilimsel bilgiyi toplumla buluşturmak ve kampüs dışına taşımak amacıyla bünyesinde Bilim İletişimi Ofisi kurmuştu.
Yeni düzenlemeyi eleştiren pek çok yorumcu, üniversitelerde üretilen bilgiyi toplumla buluşturmanın en önemli yollarından birinin dijital mecralar olduğunu vurguluyor.
Öte yandan, bazı akademisyenler buradan hareketle, kar amacı gütmeyen yayınların yasaklanmış olamayacağını dile getiriyor.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü'nden Dr. Öğr.
Üyesi Ömer Kamacı, "'İçerik üreticisi' dediğiniz zaman genelde akla bu işten para kazananlar geliyor.
Muhtemelen medya bu terimi o şekilde ele alıyor.
Ama içerik üreticisi, para kazanmak amacıyla içerik üretmek zorunda değil.
Mesela ben hiç para kazanmıyorum.
Instagram'da bir gelir modeli de yok," diyor.
Kamacı, Bilimin Ucunda adlı platformu üzerinden uzun süredir bilim videoları kaydediyor ve Instagram'da paylaşıyor.
Kamacı'nın aynı adlı bir popüler bilim kitabı da var.
Euronews Türkçe'ye konuşan bilim insanı, "Dolayısıyla, içerik üretmek sorun değil ama içerik üzerinden para kazanmak zaten devlet memurlarına yasak," ifadelerini kullanıyor.
"YÖK zaten şu anda bütün üniversitelere bilim iletişim ofisleri açtırıyor ve bunu teşvik ediyor.
'Bilim iletişimi yapın, bir şekilde yaptıklarımızı halka ulaştırın' diyor.
Bunu düşündüğümüz zaman ben sadece para kazanmanın yasak olduğu sonucuna varıyorum.
Yani bu, 'hiç içerik üretemez' anlamına gelmemeli.
En azından bence öyle."
Bilim iletişimi platformu Hypatia Bilim'in kurucusu Nurcan Seven de, "YÖK’ün son dönemde üniversitelerde bilim iletişimi ofislerinin kurulmasına yönelik attığı adımı özellikle kıymetli buluyorum," diyor ve ekliyor:
"Türkiye’de adeta bir bilim iletişimi seferberliği başlatılmışken, yeni düzenlemelerin bu çabayı istemeden de olsa tökezleten bir noktaya gelmemesi gerekiyor."
Euronews Türkçe'ye konuşan Seven, "Bugün bilim iletişimine yatırım yaparken bir yandan üniversitelerde bilim iletişimi ofisleri kurup akademisyenleri toplumla daha fazla iletişim kurmaya teşvik etmek, diğer yandan akademisyenin bu iletişimi gerçekleştireceği dijital mecraları aşırı geniş ve belirsiz bir 'ticari faaliyet' tanımıyla riskli hale getirmek bir çelişki yaratabilir," ifadelerini kullanıyor:
"Düzenleme yapılacaksa bunun bilimsel iletişimi cezalandırmadan, gerçekten ticari faaliyeti ve olası çıkar çatışmalarını hedefleyecek şekilde özenli yapılması gerekiyor."
Hypatia Bilim aynı zamanda, "bilimi ekrandan ve algoritmalardan çıkarıp halkla buluşturmak" amacıyla her yaz İzmir'de bilim iletişimi festivali düzenliyor.
Euronews Türkçe'ye konuşan Seven, bu tür yüz yüze etkinliklerin bugün çok daha fazla önem kazandığını vurguluyor.
"Akademisyenlerin kamusal alandan çekildiği bir ortamda, algoritmaların daha görünür kıldığı safsatalar ve dezenformasyon riski de artacaktır," diyen Seven, "Biz bilim iletişimini akademisyenlerin üniversitede ürettiği bilginin toplumdan kopuk kalmaması olarak görüyoruz.
Akademisyenleri, iletişimcileri, gazetecileri ve farklı disiplinlerden uzmanları bir araya getirerek bilginin kamusal alana taşınabileceği alanlar oluşturuyoruz," diye ekliyor:
