KÜRESEL PİYASALAR PARA POLİTİKALARININ GELECEĞİNİ BELİRLEYECEK KRİTİK BİR VİRAJA YAKLAŞIRKEN, UBS YAYIMLADIĞI SON RAPORUNDA FED’İN YIL SONUNA KADAR MEVCUT FAİZ ORANLARINI DEĞİŞTİRMEYECEĞİ YÖNÜNDEKİ TEMEL SENARYOSUNU SÜRDÜRDÜĞÜNÜ İFADE ETTİ.
Bankanın analizlerine göre mevcut iş gücü ve imalat sanayi verileri, yeni bir faiz artırımı adımı için henüz yeterince güçlü ve haklı bir zemin sunmadı.
Buna karşın risklerin artık çok daha dengeli bir yapıya büründüğünü vurgulayan kurum, ham petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü hareketlerin, arz kaynaklı sıkışmaların ve enflasyonun beklentilerden daha kalıcı bir nitelik kazanmasının Fed’i beklenenden daha sert ve şahin bir duruşa zorlayabileceği konusunda uyardı.
Makroekonomik görünümdeki bu belirsizlik ortamında, açıklanacak anlık verilerin Fed’in yol haritası üzerinde doğrudan belirleyici bir rol oynayacağına işaret eden UBS, cuma günü gelecek olan ABD istihdam verileri ile önümüzdeki hafta ilan edilecek enflasyon rakamlarının piyasa beklentilerini şekillendirecek en önemli iki kilometre taşı olduğunu kaydetti.
Fiyatlar genel düzeyindeki ılımlı seyrin sürmesi durumunda piyasalardaki faiz artışı endişelerinin zayıflayacağına değinen analistler; beklentilerin üzerinde gelecek güçlü bir enflasyon verisinin, dirençli istihdam piyasasıyla birleştiğinde hem faizlerin daha uzun süre yüksek seviyelerde kalma riskini hem de Fed'in yeniden faiz artış masasına dönme ihtimalini kuvvetlendirdiğini paylaştı.
Uluslararası döviz piyasalarındaki dinamikleri de masaya yatıran UBS, yüksek tahvil getirilerinin artık para birimlerine otomatik olarak değer kazandırdığı dönemin geride kaldığına işaret etti.
Günümüz finans ortamında yatırımcıların sadece nominal getiriyle yetinmediğini belirten kurum, piyasa aktörlerinin ilgili ülkelerin mali dengelerini, bütçe görünümlerini ve ekonomi politikalarının güvenilirliğini de çok daha sıkı bir filtreyle incelediğini aktardı.
KÜRESEL SERMAYE AKIŞLARININ YÖN DEĞİŞTİRDİĞİ BU YENİ SÜREÇTE, MAKROEKONOMİK TEMELLERİ ZAYIF OLAN ÜLKELERİN SADECE FAİZ ARTIRARAK YABANCI FONLARI ÇEKMESİNİN ARTIK MÜMKÜN GÖRÜNMEDİĞİNİ VURGULADI.
Yatırımcıların risk iştahını belirleyen bu yapısal kaymanın, rezerv para birimi olarak doların üzerindeki hegemonik koruma kalkanını da yavaş yavaş gevşettiğini bildiren banka; Norveç kronu ve Yeni Zelanda dolarını öncelikli olarak tercih ederken sterlin ve Çin yuanına yönelik pozitif duruşunu koruduğunu açıkladı.
UBS, Fed’e yönelik sıkılaşma beklentilerinin zaman içinde hafiflemesi ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) olası ek faiz hamleleriyle birlikte ABD dolarının küresel ölçekte zayıflayacağını, Euro/dolar paritesinin ise 1,18 - 1,20 bandına doğru hareketleneceğini öngördü.
Mevcut piyasa koşullarında varlık dağılımı yapacak yatırımcılar için de somut öneriler sunan UBS, kısa ve orta vadeli devlet tahvillerini hem düzenli gelir sağlaması hem de portföy çeşitlendirmesi sunması nedeniyle cazip görmeyi sürdürdü.
KÜRESEL ÖLÇEKTE GÜÇLÜ SEYREDEN MERKEZ BANKASI ALIMLARI, DOLAR ENDEKSİNDEKİ OLASI GEVŞEME EĞİLİMİ VE ABD’NİN GENEL MALİ GÖRÜNÜMÜNE YÖNELİK BİRİKEN YAPISAL RİSKLER KARŞISINDA İSE ALTININ STRATEJİK BİR KORUMA ARACI OLARAK PORTFÖYLERDE MUTLAKA TUTULMASI GEREKTİĞİNİN ALTINI ÇİZDİ.
Jeopolitik gerilimlerin tırmandığı ve makroekonomik tahminlerin zorlaştığı bu süreçte güvenli liman varlıklarının, yatırımcılar için sadece bir getiri aracı olmadığını belirten UBS, bu enstrümanların ani piyasa şoklarına karşı kritik birer kalkan işlevi gördüğünü hatırlattı.
Bankanın portföy önerileri doğrultusunda hareket eden fon yöneticilerinin hisse senedi piyasalarındaki volatiliteyi dengelemek adına tahvil ağırlıklarını artırdığı gözlenirken, küresel likidite sıkışması riskine karşı nakit akışını güvenceye alacak bu stratejilerin önümüzdeki aylarda yatırım başarısının temel anahtarı haline geldiğini ifade etti.
Merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme adımları ve enflasyonist beklentilerin tam anlamıyla kırılamaması, geleneksel yatırım araçlarının koruyucu özelliğini zayıflatırken portföy optimizasyonunda defansif reflekslerin ön plana çıkmasına yol açtı.
ÖZELLİKLE KÜRESEL BORÇ YÜKÜNÜN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİNE DAİR ARTAN KAYGILAR, KURUMSAL FONLARIN SERMAYE KORUMA ODAKLI STRATEJİLERE YÖNELMESİNİ TETİKLEDİ.
UBS bu doğrultuda makroekonomik risk haritasını doğru okuyan piyasa aktörlerinin, spekülatif kazançlar peşinde koşmak yerine likidite derinliği yüksek olan güvenli liman enstrümanlarında derinleşmeyi tercih ettiğini kaydetti.
